Ana içeriğe atla

Çeviri - Hem İçe Dönük Hem Dışa Dönük Olmak Nasıl Hissettirir?

 


    *Başlamadan önce belirtmek isterim ki profesyonel bir çevirmen değilim. Bu konuda Türkçe çok fazla kaynak olmadığını -baktığım kadarıyla- gördüm. Bu yüzden denk geldiğim İngilizce bir içeriği Türkçe'ye çevirmek istedim. Kusurlarım mutlaka vardır, şimdiden affola.

    Dışa dönük değilsiniz fakat ayrıca içe dönük de değilsiniz - ikisi birdensiniz. Kendinizi sadece bir kategoriye koyamıyorsunuz çünkü iki kategorinin kusursuz bir karışımısınız. 

    Merriam-Webster, dışa dönük olmayı "Başka insanlarla konuşmayı, onlarla birlikte olmayı seven arkadaş canlısı kişi, sosyal insan." olarak; içe dönük olmayı ise "utangaç insan, başka insanlarla konuşmayı kolay bulmayan sessiz kişi." olarak tanımlıyor. 

    Arkadaşlarınız sizi çok anlamıyor ve sıklıkla onların kafasını karıştırıyorsunuz. Kasadaki kasiyer hanımefendi ya da sokaktaki bir yabancı da dahil olmak üzere herhangi biriyle konuşmak için hazır olduğunuz zamanlar oluyor. 

    Tam tersi olarak hiç kimseyle konuşmak istemediğiniz ve Netflix izleyerek ya da kitap okuyarak günler geçirmek istediğiniz zamanlar da oluyor. Hayır, bipolar değilsiniz. Sadece seçici sosyalsiniz. 

    Ruh hayvanınız tam olarak bir kedi; başkalarınınkine değil, kendi şartlarınıza tepki veriyorsunuz fakat tepki verdiğinizde herkes sizi seviyor. Parti boyunca odadaki en sosyal kişi olma yeteneğine sahipsiniz ama sadece öyle hissettiğinizde.

    Yalnız kalmak için can atarken gece bir partiye katılmak zorunda olmak size cehennem azabı çekiyormuş gibi hissettiriyor. Orada olduğunuz süre boyunca, orada olmamış olmayı diliyorsunuz ve herkes çok sıkıcı olduğunuzu düşünüyor. Sıkıcı olmadığınızı biliyorsunuz, sadece o gün kısa konuşmalar yapacak ruh halinde değilsiniz. Belki bir sonraki hafta o ruh halinde olacaksınız, belki...

    Arkadaşlarınız hafta sonları sizi görmeden haftalar belki aylar geçirebilir çünkü sadece dışarı çıkacak havanızda değilsiniz. Onlar size "Neden ?" diye sorduklarında sizin içten cevabınız zaman zaman "Herhangi bir sebebi yok, sadece istemiyorum." oluyor. 

    Arkadaşlarınız neden sizi göremediklerini veya uzun zamandır dışarıya çıkmadığınızı sorabilir ve siz kendinizi savunmak zorunda hissetmezsiniz. Sadece, süslenip hazırlanma ya da kalabalığın içinde tamamen sarhoş olmuş, sinir bozucu insanlarla uğraşma rolü yapacak havanızda değilsinizdir.

    Her hafta insanlarla yeni ilişkiler kuran o kişi gibi hissetmemek ya da birinin okuduğu bölüm umurundaymış gibi yapmak istememek sizin inzivaya çekilmiş, yalnız biri olduğunuz anlamına gelmez. Bu sadece zamanınıza değer verdiğiniz anlamına gelir.

    Zihninizin sürekli zıt kutuplarda bulunması dışında, kime "arkadaş" diyeceğiniz konusunda da oldukça dikkatlisiniz. Arkadaşlarınızı kesinlikle çok seviyorsunuz, sadece kimi en yakınlarınızın bulunduğu o derin sosyal çevrenize dahil edeceğiniz konusunda çok dikkat ediyorsunuz. 

    Herhangi birine karşı çok arkadaş canlısı olabilirsiniz ama iş başkalarına güvenmeye geldiğinde inanılmaz dikkatli oluyorsunuz. Sırlarınızı ortaya saçmadan önce karşınızdaki kişileri motive eden şeyleri ya da onları rahatsız eden durumları öğrenmeyi tercih ediyorsunuz. İnsanlar sizi utangaç ya da anti-sosyal olarak tanımlayabilirler ama bu gerçekten oldukça uzaktır.

    Ne yaptığınızı tam olarak biliyorsunuz. Sosyal hayatınız, sizin çok ama çok becerikli olduğunuz bir strateji oyunu. Bu zamana kadar çok fazla drama gördünüz, çok fazla yapmacık arkadaşınız oldu ve kendi dünyanızı açtığınız insanlar tarafından hayal kırıklığına uğratıldınız. 

    Oyununuzun ismi gözlem ve sizi asla yanıltmıyor. Öncelikle insanları belirli bir mesafeden nasıl davrandıklarını, başkalarıyla nasıl etkileşime geçtiklerini, neler hakkında konuştuklarını ve başka insanların o kişiler hakkında ne dediklerini belirlemek amacıyla izlersiniz. 

    Yeterince bilgi topladığınızda bu bilgileri değerlendirir ve "Evet, bu benim arkadaşım olabilir." ya da "Hayır, bu kişi bana zarar verir." şeklinde bir karara varırsınız. Yabancılar sizi katı/acımasız ya da ön yargılı biri olarak anabilir. Belki de öylesinizdir. Eğer öyleyse, kime ne?

    Hayatınızda neyi yapmak isteyip istemediğinizi bildiğiniz bir noktadasınız. Kendinizi, ne zaman sosyalleşmek istediğinizi ya da ne zaman gölgelerin arkasına saklanmak istediğinizi bilecek kadar iyi tanıyorsunuz. 

    Seçici sosyal kişiliğe sahip bir insan, iyi bir insan olmanın yanı sıra harika bir arkadaş olmanın da standartlarını oluşturmuştur; hem kendinizden hem de çevrenizde bu standartlara uymasını beklersiniz. Hem sosyal hem de rahat biri olabilirsiniz, hem de aynı zamanda. İşte bu beceri ister.


Kaynak/Source: https://www.elitedaily.com/life/like-selectively-social/889144

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dışarıdaki Işık

Dışarıdaki Işık Bilinçli birer insan olarak her birimizin hayata karşı bir bakış açısı, bu bakış açısına aracı olan bir penceresi bulunuyor. Ömrümüz boyunca aynı pencereden dışarı baksak dahi süreçte bu pencere aslında defalarca şekil değiştiriyor, kimi zaman kirleniyor kimi zaman en temiz halini alıyor. Tabii bu pencere sadece bize özgü olsa, ondan sadece biz baksak da kimi zaman empati yoluyla penceremizi paylaşıyoruz karşımızdaki insanla. Yani bir nevi evimizden insanlar gelip geçiyor, bir iz bırakıyor penceremizde. Zamanla bırakılan izler pencereyi tamamen kirletiyor, artık buğulu gözüküyor dışarıdaki her şey. Işıklar sönük, renkler donuk geliyor insanın gözüne. O görüntü yavaş yavaş o hali aldığı için aslında alıştırıyor kendisini evin sahibine. Normalleşiyor, sönük ışığa ışığın verebildiği maksimum aydınlık oymuş gibi; donuk rengin insana verdiği canlılık ancak o kadarmış gibi hissettiriyor. Hal böyle olunca da cam insana artık kirli olarak değil, doğalı buymuş ve en başından...

İnceleme - The Witcher (1. ve 2. Sezon)

  1. Sezona puanım: 9/10 2. Sezona puanım: 8.5/10 Yazmaya başlamadan önce belirtmek isterim ki diziye ilk başladığımda Witcher evrenine dair hiçbir bilgim yoktu. O yüzden aklınızda "Witcher evrenini bilmiyorum, izlerken zevk alabilir miyim?" şeklinde bir soru bulunuyorsa "Evet, alabilirsiniz." diye yanıtlamak istiyorum. Tabii biraz araştırıp daha fazla zevk almak sizin elinizde. İlk olarak birinci sezondan bahsetmek istiyorum. Birinci sezon çok iyiydi. Aksiyon sahneleri muazzamdı. Henry abimizin oyunculuğu zaten malumunuz. Jaskier isimli bir ozanımız bulunuyor ve kendisi çok pozitif bir hava katıyor bence diziye. 2. sezon, ilk sezondan uzun bir süre sonra çıktığı için 2. sezonun başlarında karakterleri hatırlamakta biraz zorlandım diyebilirim ama her şey çabuk yerine oturuyor. İlk sezona kıyasla dövüş sahnelerini bir tık daha kısa tutmuşlar gibi geldi bana. Bölümleri çok güzel yerlerde bitirmişler. Sizi devamını seyretmeye teşvik ediyor. Hikaye gidişatı olarak bence...

Ölü Adamın Düşünceleri - Yorumlu

 ÖLÜ ADAMIN DÜŞÜNCELERİ      Bu hikayedeki hemen hemen her şey bir şeyleri temsil ediyor aslında. Yazdığım hemen her şeyi bir şeyleri düşünerek yazdım. Yol da insan ömrünü temsil ediyor. Ama bir yandan da bu hikaye yıllar önce Kağan ve arkadaşı arasında yaşanmış bir anı. Bir farklı yorum da kişinin öldükten sonra defnedilene kadar olanların farkında olması inancına dayanıyor. Yıllar önce Kağan'ın arkadaşı yine kendisine cevap vermiyor kişiliğinden ötürü ama bir yandan da kişinin öldükten sonra öldüğünü fark etmemesini de temsil etmeye çalıştım. Arkadaş yer yer gülümsüyor mesela. Bu anları bir yandan geçmişteki anıda arkadaşın Kağan'ın dediklerine gülümsemesi, bir yandan da Kağan tabutta omuzlarda taşınırken arkadaşının aklına Kağanla ilgili güzel anılarının gelmesi olarak iki farklı şekilde düşündüm. ----- ----- ৹ ----- -----      “Bu mezarlıklar beni hep içinden çıkılmaz derin düşüncelere boğmuştur.” diye mırıldandı yanı başında kendisini sessizce ta...