Ana içeriğe atla

Deneme - 7 Fili Yemek

 

Bugün hocamızdan "Bir insan ömrü boyunca ortalama 7 fil ağırlığında yemek yer." şeklinde bir bilgi öğrendik. Ben de bu konuda birkaç örnek daha toplamak istedim zira bu şekilde özelden genele yapılan tespitler genellikle insanın gözünde büyüyor. Bu yüzden çeşitli bağımlılıkları -özellikle televizyon ve bilgisayar kullanımı- azaltma konusunda çok etkili olabileceklerini düşündüm.


Ortalama bir insan ömrünün 25 yılını uyuyarak geçirir.


Bu sayı aşağı yukarı günde 8 saatlik uykuya denk geliyor sanırım. Günlük 8 saatlik uyku insanın gözüne çok gözükmüyor ama ömrünüzün 25 yılını direkt olarak uykuya verdiğinizi düşündüğünüzde çok ürkütücü duruyor. Her ne kadar onların yanına yaklaşamasak da bence bir yönden hepimiz Ashab-ı Kehf'in bir parçasıyız. En azından "gerekli" olduğu için kendimizi avutabiliriz. Tabii gerektiği kadar uyuyorsak.


Ortalama bir insan ömrünün 12 yılını televizyon izleyerek geçirir.


Araştırmalarda genel olarak bir insanın ortalama 75 yıl yaşadığı varsayılmış. Sadece uyuyarak ve televizyon izleyerek ömrümüzün yarısını -ki sadece televizyonu kabul ediyoruz. Teknolojik aletleri işin içine kattığımızda bu sayının en az 20 yılı bulacağını düşünüyorum.- harcamış olduk. Şimdi o bir anda geçip gidiveren ömrün neden "bir anda" geçip gittiği daha anlaşılabilir oluyor sanırım.


Günlük yaşantımızda bazen farkına dahi varmadığımız o birkaç -hiçbir zaman birkaç olmayan- saatin yedi fillik hayatımızda ne kadar büyük yer kapladığını düşündüm. İnsanız, kafamızı dağıtmaya ihtiyacımız var. Şüphesiz ki herkes için geçerli ve kusursuz bir bahane. Üstelik kimimiz gerçek anlamda internete bağımlıyız. Bu durum da bahane üretebilme/var olan bahanelerimizin geçerliliğini arttırma kapasitemizi zirveye çıkartıyor. Sadece bu konu üzerine ufak bir düşünmek gerektiğini düşünüyorum. İnternetten kopabiliriz demiyorum. Şahsen ben de aynı durumdan muzdarip olduğumu düşünüyorum ve biliyorum. Çoğu günlerim tamamen bomboş geçiyor ama bir düşünün. 20 yaşından sonra günlük ortalama internet/telefon kullanım süresini 1 saat azalttığınızda -75 yaşına kadar- 2 yıl kazanıyorsunuz. Koskoca 2 yıl... Tek yapmanız gerekense harcadığınız bunca zamanın anlamsızlığını düşünmek.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dışarıdaki Işık

Dışarıdaki Işık Bilinçli birer insan olarak her birimizin hayata karşı bir bakış açısı, bu bakış açısına aracı olan bir penceresi bulunuyor. Ömrümüz boyunca aynı pencereden dışarı baksak dahi süreçte bu pencere aslında defalarca şekil değiştiriyor, kimi zaman kirleniyor kimi zaman en temiz halini alıyor. Tabii bu pencere sadece bize özgü olsa, ondan sadece biz baksak da kimi zaman empati yoluyla penceremizi paylaşıyoruz karşımızdaki insanla. Yani bir nevi evimizden insanlar gelip geçiyor, bir iz bırakıyor penceremizde. Zamanla bırakılan izler pencereyi tamamen kirletiyor, artık buğulu gözüküyor dışarıdaki her şey. Işıklar sönük, renkler donuk geliyor insanın gözüne. O görüntü yavaş yavaş o hali aldığı için aslında alıştırıyor kendisini evin sahibine. Normalleşiyor, sönük ışığa ışığın verebildiği maksimum aydınlık oymuş gibi; donuk rengin insana verdiği canlılık ancak o kadarmış gibi hissettiriyor. Hal böyle olunca da cam insana artık kirli olarak değil, doğalı buymuş ve en başından...

İnceleme - The Witcher (1. ve 2. Sezon)

  1. Sezona puanım: 9/10 2. Sezona puanım: 8.5/10 Yazmaya başlamadan önce belirtmek isterim ki diziye ilk başladığımda Witcher evrenine dair hiçbir bilgim yoktu. O yüzden aklınızda "Witcher evrenini bilmiyorum, izlerken zevk alabilir miyim?" şeklinde bir soru bulunuyorsa "Evet, alabilirsiniz." diye yanıtlamak istiyorum. Tabii biraz araştırıp daha fazla zevk almak sizin elinizde. İlk olarak birinci sezondan bahsetmek istiyorum. Birinci sezon çok iyiydi. Aksiyon sahneleri muazzamdı. Henry abimizin oyunculuğu zaten malumunuz. Jaskier isimli bir ozanımız bulunuyor ve kendisi çok pozitif bir hava katıyor bence diziye. 2. sezon, ilk sezondan uzun bir süre sonra çıktığı için 2. sezonun başlarında karakterleri hatırlamakta biraz zorlandım diyebilirim ama her şey çabuk yerine oturuyor. İlk sezona kıyasla dövüş sahnelerini bir tık daha kısa tutmuşlar gibi geldi bana. Bölümleri çok güzel yerlerde bitirmişler. Sizi devamını seyretmeye teşvik ediyor. Hikaye gidişatı olarak bence...

Ölü Adamın Düşünceleri - Yorumlu

 ÖLÜ ADAMIN DÜŞÜNCELERİ      Bu hikayedeki hemen hemen her şey bir şeyleri temsil ediyor aslında. Yazdığım hemen her şeyi bir şeyleri düşünerek yazdım. Yol da insan ömrünü temsil ediyor. Ama bir yandan da bu hikaye yıllar önce Kağan ve arkadaşı arasında yaşanmış bir anı. Bir farklı yorum da kişinin öldükten sonra defnedilene kadar olanların farkında olması inancına dayanıyor. Yıllar önce Kağan'ın arkadaşı yine kendisine cevap vermiyor kişiliğinden ötürü ama bir yandan da kişinin öldükten sonra öldüğünü fark etmemesini de temsil etmeye çalıştım. Arkadaş yer yer gülümsüyor mesela. Bu anları bir yandan geçmişteki anıda arkadaşın Kağan'ın dediklerine gülümsemesi, bir yandan da Kağan tabutta omuzlarda taşınırken arkadaşının aklına Kağanla ilgili güzel anılarının gelmesi olarak iki farklı şekilde düşündüm. ----- ----- ৹ ----- -----      “Bu mezarlıklar beni hep içinden çıkılmaz derin düşüncelere boğmuştur.” diye mırıldandı yanı başında kendisini sessizce ta...